Son dakika haberi bulunmamaktadır.
ALTINOVA HABER - ALTINOVA NIN GAZETESİ
Anasayfa | Haber Ara | Foto Galeri | Videolar | Anketler | Sitene Ekle | RSS Kaynağı

HABER ARA


Gelişmiş Arama

Av. Sıtkı Çalışkan ın yeni köşe yazısı

Osmanlı Devleti nin kuruluşu ile ilgili olarak ilimizde yapılan sempozyumda tarihçi Prof.Dr.Halil İnalcık hocamız, Osmanlı Beyliği nin 1302 yılında Yalova da...

Kategori  Kategori : Köşe Yazıları
Yorumlar  Yorum Sayısı : 1
Okunma  Okunma : 805
Tarih  Tarih : 28 Mayıs 2010, 00:52

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

TÜRK’ÜN DENİZ SEVDASI (II)

“Denizciliği TÜRK’ün Büyük Ülküsü Olarak Düşünmeli ve Onu Az Zamanda Başarmalıyız”  Mustafa Kemal ATATÜRK

            Osmanlı Devleti’nin kuruluşu ile ilgili olarak  ilimizde yapılan sempozyumda tarihçi Prof.Dr.Halil İnalcık hocamız, Osmanlı Beyliği’nin 1302 yılında Yalova’da kazanılan Bafeus (Çobankale) zaferinden sonra devlet olma statüsüne kavuşmuş olduğunu söylemiştir. Söğüt’te filizlenen Osmanlı Beyliği bu zaferden sonra denize kavuşmuştur. Konumuzla ve bölgemizle çok yakından ilgili olması nedeniyle bu zaferden kısaca sözetmek istiyorum. Zaferin kazanıldığı yer tam olarak ALTINOVA Hersek Bölgesidir. Yüzünü batıya ve denize çeviren Osman Bey, İznik’ten Altınova’ya doğru ilerlemeye başlayınca, bu durumdan korkan Bizans İmparatorluğu Hersek-İznik yolunu kontrol eden Çobankale’yi kuvvetlendirmek için ek birlik gönderme kararı aldı. Durumu öğrenen Osman Bey gemi ile gelen kuvvetleri Hersek Bölgesinde karşıladı ve gelen kuvvetleri gafil avladı. Bu zafer Osmanlıların kısa bir süre içerisinde Bizans’a ve bölgedeki diğer devletlere karşı kazanacağı zaferlerin de müjdecisi oldu. Osmanlı, Yalova topraklarında meydana gelen bu muharebeden sonra, beylik olmaktan çıkarak kendisine katılanlarla birlikte hızlı bir devlet düzenine geçti.   

            Bölgemiz Osmanlı’nın denizle kucaklaştığı bir bölgedir. Karamürsel’in 1323 yılında fethi ile Marmara Denizine ulaşan Osmanlı Beyliği, 1324 yılında batı komşusu karesi Beyliğinden yardım maksadıyla Mürsel Bey komutasında gönderilen 24 gemiden oluşan kuvvet sayesinde denizlerle tanışmış ve güçlü bir Deniz Kuvvetine gidecek yoldaki ilk kararlı adımlarını atmıştır. Doğu Marmara’da kesin hakimiyet sağlayınca deniz gücünün kurumsallaşması için ilk çalışmalar başlatılmış ve Karamürsel’de 1327 yılında ilk Osmanlı Tersanesi kurulmuş, burada ilk Osmanlı savaş gemisi inşa edilmiştir.  Donanma hiyerarşik bir sistemle teşkilatlandırılmış, Donanma Komutanına “Derya Beyi” ünvanı verilmiştir. Kara Mürsel Bey, Osmanlı Devletindeki ilk Derya Beyi olarak Türk Deniz Tarihinin öncüleri arasındaki yerini almıştır.

            Karamürsel’in fethinden sonra 1334 yılında Gemlik, 1337 yılında ise İzmit alınmış böylelikle 1353 yılında Osmanlılar’ın Rumeli’ye geçişinde büyük kolaylık sağlanmıştır. Karamürsel’den sonra Türk Denizciliği’nin merkezi önce İzmit, daha sonra Gelibolu ve sonunda da İstanbul olmuştur.

            Süleyman Paşa'nın 1354 yılında Rumeli'ye geçip Çanakkale Boğazı sahillerinde kesin olarak yerleşmesinden bir süre sonra, Osmanlı Bahriyesi merkezinin İzmit Körfezi'nden Gelibolu'ya geçtiği ve Selçuklulardan sahil beylerine geçen an'ane gereğince de İzmit Körfezi'nden sonra Gelibolu sancak beyliğinin ittihaz edildiği anlaşılmaktadır. Bununla birlikte İzmit Körfezi'nin eski önemini birdenbire yitirmediğini, daha sonraları da burada gemiler yapıldığını ve tersane bulunduğunu gösteren çeşitli kayıtlar vardır.

Osmanlılar ilk zamanlarında Karamürsel'de ve Karasi Beyliği'nin Osmanlı topraklarına katılmasından sonra Aydıncık (Edincik) yöresinde de bir tersane kurmuşlardır. Daha sonra İzmit'in Bizans'tan alınması ile de İzmit (Kocaeli) Tersanesi oluşturulmuştur.

Sultan II. Murat döneminde Osmanlı Donanması, Trabzon-Rum İmparatorluğu’nu denizden tehdit edecek kadar kuvvetlenip deniz harekatına alışmıştı. Yıldırım Beyazıt döneminde Karesi Beyliği gemilerinden de istifade edilerek Rumeli’ye geçildikten sonra yapımına 1390 yılında başlanan Gelibolu Deniz Üssü’nün 1401 yılında tamamlanması ile birlikte Kaptan-ı Derya (Deniz Kuvvetleri Komutanlığı) terimi de Osmanlı Deniz Kuvvetlerinde ve devlet hiyerarşisinde yerini almıştır. Saruca Paşa Türk Tarihi’nin ilk Kaptan-ı Derya’sı olmuştur. Bu dönemde Gelibolu, Çanakkale Boğazı ve Marmara’yı korumada önemli roller üstlenmiş, aynı zamanda Osmanlı Ordusu’nun Rumeli Seferlerinde ileri üs görevi yapmıştır. Birçok ünlü Türk Amirali gibi, iki büyük deniz haritacısı Piri Reis ve Ali Macar Reis te Gelibolu’da yetişmiştir. Gelibolu tersanesinde Fatih Sultan Mehmet’in İstanbulu fethine kadar 150 parça gemi inşa edilmiştir.

Osmanlı donanmasının akın faaliyetinden çıkıp yavaş yavaş deniz aşırı fetihlerde önemli rol oynamaya başladığı devir, Fatih Sultan Mehmet devridir. (1451-1481) Nitekim Fatih, donanmanın önemini takdir ederek fetihten sonra tersaneyi önce Kadırga Limanı'na, daha sonra da Haliç'e naklettirerek, kurduğu ilave göz'ler (gemi yapım tezgahları) ile yeni bir donanma inşasına önem vermiştir.

Osmanlı Devleti'nin Yakındoğu ve Doğu Akdeniz'de yükselişi ve Türk denizciliğinin dünya çapında bir gelişme göstermeye başlaması, II. Bayezid devrinde (1481-1512) olmuştur. II. Bayezid, babası II. Mehmet (Fatih), oğlu I. Selim ve torunu Kanuni Sultan Süleyman arasında oldukça renksiz bir yer almasına karşılık Osmanlı Devleti'nin bir deniz politikası olması gerektiğini anlayan ilk Osmanlı sultanıdır. Zira II. Bayezid, açık denize elverişli bir denizciliğe sahip olunmadığı sürece, Venedik Cumhuriyeti ile açık denizde baş edilemeyeceğini ve dolayısıyla devletin geleceği için çok önemli olan Doğu Akdeniz hakimiyetinin sağlanamayacağını gayet iyi anladığı gibi, ekonomik faktörler de devleti böyle bir politikaya, ister istemez, götürüyordu.

            Türk denizciliğinin parlak devrini yaşatan Barbaros Hayrettin Paşa, 1534 yılında fiilen başladığı  görevinde, 12 yıl süreyle pek büyük ve önemli seferler, birçok zaferler kazanmıştır. Bunlar : Tunus seferi, Mayorka seferi, Apulya seferi, Venedik seferi, Adalar Denizi ve Akdeniz seferi, özellikle 1538 yılında 122 gemi ile Andrea Dorya'nın 600'den fazla gemiden oluşan Haçlı donanmasına (302 adet savaş gemisine) karşı Turgut Reis ve diğer reislerle beraber kazandığı zafer ve Fransa Kralı'nı korumak için yaptığı Nis seferidir.

            Barbaros Hayrettin Paşa, Preveze'de Haçlı donanmasını bozguna uğrattığı bir sırada, başka bir Osmanlı filosu, Hadım Süleyman Paşa kumandasında Hindistan'da Diyu kalesini kuşatmaktaydı. Birbirinden çok uzak mesafelerde bulunan iki Türk filosunun aynı anda zafer kazanması, tarihte ender rastlanan bir olay olup, bu da Türk deniz gücünün XVI.yüzyılda ne kadar büyük olduğunu gösterir. Hadım Süleyman Paşa'nın Hint Okyanusu'ndaki bu girişimini Piri Reis, Murad Reis ve Seydi Ali Reis sürdürmüşlerse de, Portekizlilerden çok, doğa olaylarının deniz gücünü engellemesi yüzünden, esas hedefleri olan Hindistan topraklarını Osmanlı egemenliğine sokamamışlardır.

            Üstün yetenekli Türk denizcilerinin Hint Okyanusu'nun hırçın ve sert dalgalarına yenik düşmelerinin en önemli nedeni, Akdeniz gibi nisbeten sakin ve kapalı bir deniz için yapılmış olan Osmanlı kadırgalarının, okyanusun hırçın doğasını yenmek imkanını bulamamış olmasıdır.

Osmanlı ülkesinde deniz coğrafyacılığı da önemli bir atılım yapmıştır. O zamanlar Osmanlı donanmasının Hint sularına ve Atlas Okyanusu'na ulaşmaları dolayısıyla Hint Seferleri sonucunda iki Türk amirali çok ilginç deniz coğrafyası eserleri vermişlerdir. Bunlar Piri Reis (vefatı 1554) ve Seydi Ali Reis (vefatı 1562) dir.

            Bilindiği üzere Piri Reis'in "Kitab-ı Bahriyye" adlı eserinde bütün denizlerin sathı akıntıları, koyları, körfezleri, boğazları, limanları birer birer ve bütün bilimsel nitelikleri ile belirtilmektedir. Ayrıca Amerika'nın o çağa kadar belli olmayan kısımları ile Atlas Okyanusu'nu gösteren ceylan derisi üzerine yaptığı iki haritası da mevcuttur.

            Sultan Abdülmecid'in saltanatı devrinde (1839-1861), 1842'de tersanede ilk buharlı gemi olarak Seyr-i Bahri yapılmış, 1843'de ileride Seyr-i Sefain'i oluşturacak olan Fevaid-i Osmaniye, 1851'de Şirket-i Hayriye, 1859'da Haliç Vapurları şirketi kurulmuştur. 1829'da Uzun Mehmet tarafından Ereğli'de bulunan kömür madenleri, ilk defa tersane tarafından işletilmeye başlanmıştır.

            Türk’ün deniz sevdası bitmemiştir. Dünya durdukça bu sevda devam edecektir. Mustafa Kemal Atatürk’ün “Denizciliği Türk’ün büyük ülküsü olarak düşünmeli” sözünden hareketle bu ülküye kamuoyunun da takip ettiği üzere az da olsa bir katkım olmuşsa Cenab-ı Allah(cc)’a ne kadar şükretsem azdır.

            Saygı ve esenlikle kalın.

 

                                                                                                          Av.Sıtkı ÇALIŞKAN

 

“Gel beyim lütf eyle şeker nuşet

Kıssadan söylerim, biraz guş et.

Gemilerde gazaya kim gittim,

Gördüğün gibidir ki nazmettim,

Kapdan bey kadırga çektirdi,

Topları baştan ki sektirdi.

Ok gibi erişti can attı

Kapdan candaralı’ya çattı

Her gemi bir tarafta yüğrüştü

Kapdan çünkü önden irişdi

Çıktı, dikti birisi sancağı

Baştan bin olurken yağı

Yardım candaralı’ya yetti,

Bir mavna kadırgaya çattı.

Bil bu iki mavna nitdiler,

Kapdanı ihata ettiler

Bil bu iki arasına kim düştü,

İkiye bölündü halk dövüştü

Gördü “piri reis” can attı,

Kıçtan candaralı’ya çattı,

Korkud’un sancağını çıkardı,

Cenk ile iki kafir öldürdü.

İrdi iki sipahi pür ahenk,

Piri’ye cena ile ola hem renk,

Ol mavna kim gördü nitmişler

Sancağı başa kıça dikmişler

Sandı kim candaralı alındı,

Havf ödü yüregine çalındı.

Gerçi ol şerbetten biraz içti.

Senk yemiş köpek gibi kaçtı.”

 

           Sinop’lu Sefai

 

 

 

 

           

 

Yazdırılabilir Sayfa Yazdırılabilir Sayfa | Word'e Aktar Word'e Aktar | Tavsiye Et Tavsiye Et | Yorum Yaz Yorum Yaz

Bu habere toplam 1 yorum yazılmıştır.

Hasibe [ 31 Mayıs 2010, 02:45 ]
Sıtkı Bey, siz bu tersaneciler ile uzun yıllar birlikte çalıştınız. Niye hala birçok tersane faaliyette değil? Neden bu işi bir türlü başaramıyorlar? Bir çok boş tersane arsası öyle bekliyor, istihdam sözleriyel bizleri ve çevremizdeki insanları hep kandırdılar siz bunların ne yaptığını yada neler yapmak istediklerini bilirsiniz. Bunlara da değinseniz oldukça memnun oluruz.

Yorumların tamamını okumak için tıklayın.

Köşe Yazıları

En Çok Okunan Haberler

ANKET

Referandum için sanal ankete oy verin



Tüm Anketler


RSS Kaynağı | Yazar Girişi

Altyapı: MyDesign Haber Sistemi